146 "eğitim" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)
"eğitim" etiketi kullanan diğer içerikler resimler
,
videolar12 Kasım 2008 09:45 · Spinoza · 0 fav
· Etiketler
eğitim
,
haber
,
iklim elemanları
,
iklim elemanları nelerdir
,
sıcaklığı etkileyen faktörler nelerdir
İKLİM VE İKLİM ELEMANLARI İKLİM Oldukca geniş bir sahada devam eden atmosfer olaylarının ortalamasına, iklim denir. Günlük atmsofer olayları, kısa sureler içinde ve dar alanlarda meydana geldiği halde, iklimler oldukça geniş alanlarda ve cok uzun zaman içinde değişmeyen hava karakterlerini belirler. İklim, doğal çevreyi ve insan yaşamını etkileyen bir faktördür. Göllerin oluşumu, seviye değişimleri ve kimyasal özellikler önemli ölçüde iklime bağlıdır. Herhangi bir yerde yetişen doğal bitki örtüsünün türü, miktarı ve yayılış alamı iklime bağlıdır. Dolayısı ile iklim, tarım faaliyetlerini de etkileyen en önemli faktördür. İklim, insanların yasayışını, kültürünü, giyimlerini, fizyolojik özelliklerini, karakterlerini, yer yüzüne dağılışını ve ekonomik faaliyetlerini etkilemektedir. İklim şartları insanları etkilediği gibi hayvan turlerini, yaşama alanlarını, sayılarının artması ve türlerinin tükenmesi de etkiler. Kısacası iklim olayları, dogal cevreyi ve insanları doğrudan ya da dolaylı etkilemekte hatta kontol etmektedir. İKLİM ELEMANLARI Sıcaklık, basınç, rüzgar, nem, yagış, bulutluluk gibi atmosfer olaylarına iklim elemanları denir. Bir bolgede etkili olaniklim karakterleri iklim elemanlarının kontrolü altındadır. Herhangi bir yerde etkili olan iklimi tespit etmek için, iklim elemanlarının tam incelenmesi gerekir. Bunun çin günlük atmofer olayların gözlemlenmesi ile elde edilen değerlerin aritmetik ortalamaları alınır. İklim karakterleri belirlenirken, ortalamaların yanısıra, uzun yıllar içinde görülen maksimum ve minimum değerlerde kullanılır. Ayrıca maksimum değerler içindeki uç değerler de tespit edilir. Bu değerler o anki atmosfer olaylarının iklim karakterlerinden ne kadar saptığını gösterir. Sıcaklık Bir cismin sahip olduğu ortalama kinetik enerjiye sıcaklık denir. Isı ise bir enerji çeşididir. 1 gr suyun sıcaklığını 1 C yükselten enerji miktarıdır. Güneş, yerin merkezi katı yakıtlar ve nükleer reaktörler birer ısı kaynağıdır.Yeryüzü ve atmsoferin temel ısı kaynağı Güneş'tir. Günes etrafına yaydığı ışınlara güneş radyasyonu denir. Güneş ışınları dalg demetleri halinde yer yüzüne ulaşır.Dalga demetleri, çevreyi aydınlatan ve renklerin algılanmasını sağlayan ışık ışınları, ısı enerjisini taşıyan kızıl ötesi(enfaruj) ışınlar ve bitkilerde özümlemeyi sağlayan mor ötesi(ultraviyole) ışınlarından oluşur. Güneş'ten atmosferin üst katlarına gelen ışık demetlerinin tamamı yeryüzüne ulaşmaz. Bir kısmı atmosfere, bulutlara ve yer yüzüne çarparak geriye yansır. Işınların geriye yansıması olayına albedo denir. Albedo her zaman sabit değildir. Güneş ışınlarının su, kar, buz gibi pürüzsüz yüzeylere değdiği yerlerde ve dar açıyla geldiği dönemlerde albedo fazla iken, dik açıyla geldiği dönemlerde ve pürüzlü yüzeylere çarptığı yerlerde azalır. Güneş ışınlarının yaklaşık %33'ü albedoya uğrar. Güneş ışınlarının albedodan arta kalan %67'si atmosferi ve yeryüzünü ısıtır, aydınlatır. Atmsofere ulaşan güneş ışınlarını %100 kabul edecek ollursak, %25'i yoğunluk farkından ve bulutlara çarparak uzaya yansır. %25'i atmsofer içinde dağılır.(difüzyon) %15'i atmsofer tarafından emilir.(asorpsiyon) %8'i yeryüzüne çarpınca uzaya yansır. %27'si yer yüzü tarafından tutulur. Güneş ışınlarının atmosfer içinde kırılıp dağılmasına difüzyon denir.Difuzyona ugrayan ışınlar, gölgede kalan kısımların ve gecelerin çok soğuk olmasını önler.Aynı zamanda gölgelerin yarı aydınlık olmasını sağlarken, gökyüzünün de mavi görünmesini sağlar. Yükseklere doğru çıkıldıkça tutulma azaldığından sıcaklık düşer.Sıcaklık düşmesi ortalama her 100 m de ortalama 0,5C kadardır.Kış mevsiminde bazı günler soğuk hava kütleleri alçalır, alçak kesimlere ve vadi içlerinde sıkışırlar.Buralarda alçak kesimler soğukken, yükseklerde daha sıcak hava kütlelerine bulunabilir.Bu olaya sıcaklık terselmesi ismi verilir. Sıcaklık, coğrafi koşulları ve diğer atmosfer olaylarını en yakından kontrol eden iklim elemanıdır.Diğer iklim elemanlarının etki şiddetini ve dağılışını sıcaklık belirler. Sıcaklık, insan yaşamı üzerinde de doğrudan etkilidir.İnsanların yaşama alanlarını, yerleşmeyi, kültürel, sosyal ve ekonomik etkinliklerini, beslenme, giyinme ve ısınma gibi ihtiyaçlarını etkiler. Sıcaklığın dağılışını izoterm haritaları ile gösterilir.Aynı sıcaklığa sahip noktaların bir çizgi ile birleştirilmesi ile izotermler veya eş sıcaklık eğrileri oluşur.İzoterm haritaları iç içe kapalı eğrilerden oluşurlar.Komşu iki izoterm arasındaki sıcaklık farkı sabittir.İzotermelrin sıklaştıkları yerlerde kısa mesafelerde sıcaklık farkı artarken, izotermlerin uzaklaştığı yerlerde aynı mesafedeki sıcaklık farkı da azalır. İzoterm haritalarında termometreden ölçülen gerçek sıcaklıkların yanısıra, indirgenmiş sıcaklık değerleri de kullanılır.Gerçek sıcaklık değerleri ile çizilen haritaya gerçek izoterm haritası denir. İndirgenmiş sıcaklık(C)=Ölçülen sıcaklık+Yükselti/100*0,5 C formülü ile bulunur. Örneğin; 1800m yükseltiye sahip bir istasyonda ölçülen gerçek sıcaklık 10 C ise,indirgenmiş sıcaklık değeri, 10 C + 1800 / 100 * 0,5 = 10 C + 9 C = 19 C olur Yer yüzünde sıcaklığın dağılışı yerel olarak önemli farklar gösterir. Yer yüzünde sıcaklık dağılışına neden olan faktörler şunlardır; -Güneş ışınlarının geliş açısı
Yer yüzünde sıcaklık dağılışını etkileyen en önemli faktör, güneş ışınlarının geliş açısıdır.Çünkü; güneşten birim alana düşen enerji miktarı, güne ışınlarının geliş açısına göre değişir.Güneş ışınlarının yere değme açısı büyüdükçe, birim alana düşen enerji miktarı artar ve sıcaklık değeri yükselir.Güneş ışınlarının yere düşmesi azaldıkça birim alana düşen enerji miktarı azaldığından sıcaklık değerleri düşer.Güneş ışınlarının yere değme açısı zamana ve yere göre farklılık gösterir. Işınların yere değme açısını etkileyen faktörler şunlardır; *Dünya'nın şekli Yerin küresel şekli, her enlemim güneş ışınlarını farklı açılarla almasına neden olur.Güneş ışınları Dünya'nın yörüngesine (Ekliptik) paralel olarak gelirler.Ekliptik'e paralel gelen ışık demetleri, Ekvator çevresine dik açılarla düşerken, kutuplara goğru gittikçe daha dar açılarla yer yüzüne düşer.Güneş ışınlarının geliş açısının değişimine bağlı olarak, aynı güçte enerji taşıyan ışık demetleri Ekvator çevresini daha fazla ısıtıp aydınlatırken, kutuplar çevresinde daha geniş alanları ısıtıp aydınlatır.Böylece birim alana düşen enerji miktarı Ekvator'dan kutuplara doğru gittikçe azalır ve buna bağlı olarak sıcaklık değerleri düşer. *Dünyanın yıılık hareketi ve eksen eğikliği
Dünyanın yörüngesinden geçen ekliptik düzlemi ile Ekvator düzlemi çakışık değildir.Aralarında değişmeyen 23° 27' lık bir açı vardır.Bu açı nedeniyle güneş ışınlarının dik düştüğü noktalar yıl içinde Ekvator'dan eğilik açısı kadar kuzeye ve güneye kayar.Böylece güneş ışınları, dönencelere yıl içinde bir defa dönenceler arasına ise iki defa dik düşer.Güneş ışınlarının dik düştüğü noktaların yıl içerisinde değişmesi, dünya üzerinde diğer herhangi bir noktada da güneş ışınlarının geliş açısının değişmesine neden olur.Böylece herhangi bir noktaya güneş ışınlarının dik geldiği dönemlerde sıcaklık değerleri arttığından yaz yaşanır. *Dünya'nın günlük hareketi
Dünya'nın şekline bağlı olarak tam yarısı karanlık, bir tam yarısı da aydınlıktır.Dünya'nın 24 saat içinde ekseni çevresindeki dönüşünü tamamlaması, karanlık taraf ile aydınlık tarafın yer değiştirmesine neden olur. Güneş'ten doğrudan alınan enerji geceleri sıfıra indiğinden, ışıma nedeniyle ısı enerjisi sürekli kaybedildiğinden sıcaklık değerleri sürekli olarak düşer.Gün içerisinde en düşük sıcaklık bu nedenle gecenin son anıdır.Güneş'in ufukta görünmeye başlamasıyla sıcaklık değerleri tekrar yükselmeye başlar.Günün en sıcak anı ise, güneş ışınlarının en dik açıyla geldiği öğle vakti değildir.Öğle vakti, birim alana düşen enerji miktarının en yüksek olduğu andır.Ancak bu andan itibaren birim alana düşen enerji miktarı azal-masına rağmen, kazanılan toplam enerji, kaybedilen enerjiden yüksektir.Bu nedenle sıcaklık değerleri yükselmeye devam eder.Bu durum yaklaşık iki saat kadar sürer ve en sıcak an, yaklaşık yerel saat 14:00 sularında yaşanır. *Bakı ve eğim Herhangi bir noktanın güneş ışınlarına olan konumuna baki denir.Güneşe dönük yamaçlar, güneş ışınlarını daha dilk açıyla alcaklarından, sıcaklığı etkileyen diğer şartların eşit olduğu eiğer bir yamaca göre daha yüksek sıcaklıklara sahiptirler.Güneş'e dönük olmayan yamaçlar ise güneş ışınlarını daha dar çıya alacaklarından, sıcaklık değerleri daha düşüktür. Dönenceler arasında dağların her iki yamacı yılın bir döneminde güneş ışınlarını daha dik açıyla aldığından, bakının etkisi belirgin olarak görülmez.Kutuplara yakın bölgelerde güneş ışınlarının çok dar açıyla gelmesi bakının etkisini azalttığından, dağların her iki yamacı da düşük sıcaklıklara sahiptir. *Yükselti Yer yüzü şekillerinin yükselti ve bakı gibi özellikleri, sıcaklığı önemli ölçüde etkiler.Sıcaklık atmosferde yükseldikçe düşer ve yükseklere çıkıldıkça atmosferin yoğunluğu, nem oranı ve kalınlığı azalır. Bu nedenle,yüksek kesimler günesşten daha fazla enerji aldıkları halde ışıma ile daha fazla enerji kaybettiklerinden sıcaklık değişimi daha fazladır. Gündüz kısa sürede ısınan bu yerler gece hızlıca soğurlar *Nem Nemin ısınma ısısı yüksektir.Bu nedenle nemin fazla olduğu yerlerde günlük ve yıllık sıcaklık değişimi daha azdır.Nem,yer yüzüne çarparak geriye yansıyan güneş ışınlarını daha fazla absorbe eder.Ayrıca koruyucu bir örtü oluşturarak sıcaklığın uzaya kaçmasını önler. *Okyanus akıntıları Okyanus akıntıları, ilk harekete geçtikleri denizlerin sıcaklıklarını, ulaştıkları alanlara taşırlar.Buna bağlı olarak dünya sıcaklık dağılımını etkilerler.Öncelikle farklı iklim bölgeleri arasında görülen akıntılar sıcaklıkları daha belirgin olarak değiştirirler. *Rüzgarlar Hava kütleleri üzerinde bulunduğu yüzeylerin sıcaklıklarından etkilenirler.Hava kütleleri, sahip oldukları sıcaklıkları ulaştıkları alanlara taşırlar. Bu nedenle, hareket halindeki hava kütlesi sıcaklık dağılışını doğrudan etkiler.Enlem-sıcaklık ilişkisine bağlı olarak yüksek enlemlerden alçak enlemlere doğru esen rüzgarlar, sıcaklık değerlerini düşürürken alçak enlemlerden yüksek enlemlere doğru esen rüzgarlar sıcaklığı arttırıcı etki yaparlar.Fön karakteri kazanmıs rüzgarlar da en son ulaştıkları alanlarda sıcaklığı arttırırlar. *Kara ve denizlerin dağılışı
Kara ve denizlerin özgül ısıları farklıdır.1 gr ağırlığında bir cismin 1 C sıcaklığa ulaşabilmesi için gerekli olan enerji miktarına özgül ısı veya ısınma ısısı denir. Kara ve denizlerin özgül ısılarının farklı oluşu, aynı miktar ısı enerjisine de farklı sıcaklık değerlerine sahip olurlar.Örneğin, suyun ısınma ısısı karalardan fazladır.Bu nedenle aynı sıcaklığa, karalara göre daha geç ulaşırlar, aynı zamanda daha geç soğurlar. Kara ve denizler arasındaki ısınma ve soğuma süreleri arasındaki fark, gündüz ve yaz mevsimde karaların daha çabuk ve daha fazla ısınmasına, gece ve kış mevsiminde ise daha hızlı ve daha fazla soğumasına neden olur. Sonuç olarak, karalar ile denizler arasında her zaman bir sıcaklık farkı oluşmaktadır. Atmosfer ve yer koşullarının etkisi ile Güneş'ten alınan enerjinin her yerde farklı olması, sıcaklık kuşaklarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Sıcaklık kuşakları ve başlıca özellikleri
-Sıcak kuşak: Kuzey Yarım Küre'de karaların fazlalığından dolayı daha geniş yer kaplar.Bu kuşakta yıllık sıcaklık ortalaması 20 C üstündedir.Nemin fazla olması güneş ışınlarının dik ve dike yakın açlarla gelmesi gibi nedenlerle sıcaklık farkı azdir.Bu kuşakta,Ekvatoral,Savan,Muson ve Tropikal çöl iklimleri etkilidir.
-Ilıman kuşak: Kuzey Yarım Küre'de fazla oranda, Güney Yarım Küre'de daha az oranda görülmektedir.Ilıman kuşata güneş ışınlarının dik açıyla geldiği yer yoktur.Ancak eksen eğikliğinin sonucu olarak, güneş ışınlarının geliş açıları arasındaki fark artmıştır.Bu fark yıl içerisinde sıcak ve soğuk dönemlerinin ortaya çıkmasına neden olur.Bu kuşakta,ılıman kuşak karasal, ılıman kuşak denizel, karasal çöl ve Akdeniz ikliö şartlar etkilidir.
-Soğuk kuşak: Kuzey kutbunda az oranda, Güney kutbunda daha azla oranda görülmektedir. *Bitki örtüsü
Bitki örtüsü, toprak üzerinde koruyucu bir örtü oluşturur.Bu örtü toprak neminin kısa sürede buharlaşarak atmsofere karışmasını önler.Bitki örtüsü, gündüzleri güneş ışınlarının yere değmesine engel olduğundan daha az ısınmasına neden olur.Aynı zamanda geceleri toprağın ışıma ile enerji kaybını azaltır.Bu nedenle bitki örtüsünün fazla olduğu yerlerde, günlük sıcaklık farkı azalır.Gündüzleri bitki örtüsünün ür olduğu yerler serin, geceleri daha ılıktır. Basınç ve nem Yer çekiminin etkisi ile yer küreyi çepeçevre saran gaz kütlesinin ağırlığına, ya da atmosferi oluşturan gazların üstünde bulunduğu yüzeylere yaptığı etkiye hava basıncı denir.
Basınç barometre denilen aletle ölçülür.Hava basıncı, ilk kez 1643 yılında Torriçelli tarafından civalı bir barometre ile ölçülmüştür.45 derece enleminde, 0 C sıcaklıkta, 0m deniz kıyısında ölçülen 760mm veya 1013 mb basınç normal atmosfer basıncı kabul edilir.1013 milibardan daha yüksek basınçlara yüksek basınç(antisiklon), daha düşük değerlere alçak basınç ismi verilir.
Atmosfer basıncının yer yüzüne dağılışına etki eden faktörler şunlardır:
*Yerçekimi
Hava basıncının ortaya çıkmasında etkili olan en temel faktör yerçekimidir.Yani Dünya'da yerçekimi olmasaydı, dünyayı çepeçevre saran ve dünya yüzeyine etki yapan bir hava küre olmayacaktı.Yer çekiminin etkisiyle hava küre, Dünya yüzeyinin her yerine sabit bir etki yapar.Ancak Dünya'nın şeklinden dolayı yer çekimi her yerinde aynı değildir.Ekvator'dan kutupalra doğru gittikçe yer çekimi artar.Bu nedenle yerçekimi alçak enlemlerden yüksek enlemlere gittikçe küçük değişimler gösterir. *Yükselti
Atmosferde ağır gazlar alt katlarda, hafif gazlar daha üst katlarda bulunur.Ayrıca yer çekiminin etkisiyle,yükseklere doğru ağırlığı ve yoğunluğu azalan atmpsferin yere yaptığı etki azalır.Atmosferin en alt katında yer alan Troposfer katında yaklaşık her 10,5 m de, hava basıncı 1 mb değişir.Her hangi bir noktanın yükseltisi sabit olduğundan yükseltiye bağlı olarak yıl içerisinde basınç değişimi olmaz. *Sıcaklık
Sıcaklık değiştikçe atmosferin yoğunluğu değişir.Yoğunluğun değişmesi de basıncın değişmesine neden olur.Her hangi bir yerde sıcaklığın artması ile hava moleküllerinin titreşimleri artar, moleküller birbirinden uzaklaşır.Genişleyip hafifleyen hava kütlesinin yere yaptığı etki azalır, yani alçak basınç alanalrı oluşur.Bu merkezlere termik alçak basınç merkezi denir. Sıcaklığın artması basıncın düşmesine neden olurken, sıcaklığın azalması basınç değerlerinin yükselmesine neden olur.Sıcaklığın düşüşüyle hava kütlesi yoğunlaşır, ağırlaşır ve alçalarak sıkışır.Alçalan hava kütlesinin yere yaptığı etki arttığından termik yüksek basınç merkezi oluşur. *Dinamik etkenler Dünya'nın kendi ekseni etrafında dönüşüne bağlı olarak oratay çıkan savrulma kuvveti veya merkezkaç kuvveti, hava kütlelerinin bazı enlemlerde yığılıp sıkşmasına, bazı enlemlerde de yükselerek gevşemelerine neden olur.
Dinamik nedenlerle oluşan sürekli basınç kuşaklarında, basınca etki eden diğer faktörlerin bazı mevsim ve dönemlerde daha baskın hale gelmesi durumunda dinamik basınç kuşakları kesintiye uğrar.
10 Kasım 2008 18:00 · Spinoza · 0 fav
· Etiketler
4. mustafa dönemi olayları nelerdir
,
eğitim
,
osmanlı padişahları
,
osmanlı tarihi
,
padişahlar
,
tarih
,
türk tarihi
Yirmi dokuzuncu Osmanlı Sultanı. İslâm halîfelerinin doksan dördüncüsüdür. Babası Birinci Abdülhamîd Han, annesi Âişe Sîneperver Vâlide Sultandır. İstanbul’da 8 Eylül 1779’da doğdu. Şehzâdeliğinde yüksek din ve fen bilgileri öğretilerek yetiştirildi. Amcası Sultan Selim Hanın ıslahat fikirlerine karşı çıkan bâzı devlet adamları yeniçerileri tahrik ettiler. Netîcede Kabakçı Mustafa’nın sevk ve idâresinde ayaklanan yamaklar Selim Hanı tahttan indirerek Şehzâde Mustafa’yı sultan îlân ettiler (29 Mayıs 1807).
Devlet idâresini ele geçiren âsiler, Nizâm-ı cedîd kuvvetlerini dağıttılar. İsyânın teşvikçisi Köse Mûsâ Paşa, Sultan Selim taraftarlarını birer birer ortadan kaldırdı. İstanbul’daki isyan, Rus cephesindeki ordunun disiplinini de bozdu. Orduda bulunan Selim Han taraftarları Ruscuk âyânı Alemdâr Mustafa Paşanın yanına sığındılar. Bu hâdiseler üzerine Mustafa Han, Sadrâzam Hilmi Paşayı azlederek yerine ÇelebiMustafa Paşayı sadârete getirdi. Osmanlı ordusundaki bu karışıklıktan faydalanan Ruslar, Eflak ve Boğdan’da bâzı kaleleri ele geçirdiler. Ancak bu sırada Fransa İmparatoru Napoleon karşısında zor durumda kalmaları barış istemelerine sebep oldu. Rusya’nın Eflak, Boğdan ve diğer zaptettiği yerleri tahliye ederek çekilmesi şartıyla 20 Ağustos 1807’de mütâreke imzâlandı.
Dördüncü Mustafa Han, Rusya ile yapılan mütârekeden sonra İstanbul’da âsâyişi sağlayabilmek için harekete geçti. Bu sırada âsiler işi çığırından çıkararak halkın mallarını yağmalamaya, yeniçeriler de her işe karışmaya başlamışlardı. Mustafa Han, öncelikle âsilerin bir kısmını çeşitli bahâne ve vazîfelerle saraydan uzaklaştırdı. Ancak, zorbaları tamâmen sindirebilmek için büyük bir güce ihtiyâcı vardı. Bunun için Alemdâr Mustafa Paşanın İstanbul’a gelmesini istedi. Kendisine sâdık 16 bin kişilik kuvvetle harekete geçen Alemdâr, öncelikle Boğaz nâzırlığı yapmakta olan Kabakçı Mustafa’yı öldürttü. Kabakçı’nın öldürülmesi saray erkânı ve yeniçeriler arasında büyük telâşa sebep oldu. Daha sonra İstanbul’a giren Alemdâr, zorbaları ortadan kaldırmaya ve fesatçıları sürmeye başladı. Bu sırada Alemdâr’ın taraftarları Sultan Selim Hanı tekrar tahta çıkarmaları için tahrike başladılar. Onun bu niyetini sezen Sadrâzam Çelebi Mustafa Paşa kendisinden İstanbul’u terk etmesini istedi. Alemdâr Mustafa Paşa da bunun üzerine 28 Temmuz günü on beş bin kişiden fazla askeriyle Bâb-ı âliyi bastı. Sadrâzamdan mührünü aldı. Ancak Üçüncü Selim’in yeniden tahta çıkması hâlinde kendilerini öldürteceğinden korkan âsiler ve bâzı devlet adamları pâdişâhtan Üçüncü Selim ve Şehzâde Mahmûd’un öldürülmeleri için ferman çıkarttırdılar. Nitekim zorla saraya giren Alemdâr, Selim Hanın hançer darbeleriyle şehit edilmiş cesediyle karşılaştı. Hizmetkârlarının yardımı ile hayâtını kurtaran Şehzâde Mahmûd’u pâdişâh îlân etti (28 Temmuz 1808). Mustafa Han ise Topkapı Sarayına yerleştirildi.
Dördüncü Mustafa Han, 14/15 Kasım gecesi meydana gelen Alemdâr Mustafa Paşa Vak’ası sırasında yeniçerilerin saraya saldırmaları ve kendisini tekrar başa geçirmeye teşebbüs etmeleri üzerine İkinci Mahmûd Han taraftarlarınca öldürüldü (1808).
Mustafa Han, zekî ve tedbirli olmasına rağmen Üçüncü Selim Hanın tahttan indirilmesi netîcesinde tahta çıkarılmış olmasından dolayı isyancıların elinde kaldı. Yeniçerilerin tamâmının zorba bir güruh hâline gelmeleri sebebiyle eşkiyâyı bertaraf edecek bir kuvveti yanında bulamadı. Bu sebeple onların isteklerine boyun eğmek zorunda kaldı. Daha sonra âsileri sindirmek üzere çağırdığı Alemdâr Mustafa Paşanın Selim Hanı tekrar tahta geçirme teşebbüsü Mustafa Hanın aleyhte hareketine yol açtı. İkinci Mahmûd Hanın saltanatı döneminden ve ıslâhâtlarından memnun olmayan bâzı devlet adamları, yeniçerileri tahrik etmek sûretiyle kendilerine yakın gördükleri Dördüncü Mustafa’yı tekrar tahta geçirmek üzere harekete geçtiler. Bu durum netîcede Mustafa Hanın öldürülmesine yol açtı. Mustafa Hanın cenâzesi merâsimle kaldırılarak, Bahçe Kapısında babası Birinci Abdülhamîd’in türbesine defnedildi. Saltanat müddeti bir sene iki ay olup, vefât ettiğinde otuz yaşında idi.
09 Kasım 2008 13:46 · Spinoza · 0 fav
· Etiketler
buharlasma
,
eğitim
,
kaynama
,
kimya
,
maddenin yapısı
,
sublimlesme
Buharlaşma
Sıvı bir maddenin ısı olarak gaz haline geçmesi olayına buharlaşma denir. Buharlaşma olayı sıvı yüzeyinde olur. Isı alan sıvı moleküllerinden bazıları sıvı yüzeyinde,moleküller arası çekim kuvvetini ve sıvının yüzey gerilimini yenerek gaz fazına geçer.
Buharlaşmaya basınç ve diğer fiziksel şartların etkisi çoktur.
- · Buharlaşma her sıcaklıkta olabilir.
- · Maddeler dışarıdan ısı alarak buharlaşırlar. Dolayısıyla buharlaşmanın olduğu yerde serinleme olur.
- · Sıcaklığın artması buharlaşmayı hızlandırır.
- · Açık hava basıncının azalması buharlaşmayı artırır.
- · Sıvının açık yüzey alanı arttıkça buharlaşma daha fazla olur.
- · Rüzgarlı havada buharlaşma fazla olduğundan çamaşırlar daha çabuk kurur.
Kaynama
Bir kapta bulunan sıvı ısıtılırsa sıcaklığı yükselir ve buharlaşma artar. Sıvının sıcaklığının yükselmesiyle meydana gelen buhar basıncı, sıvının yüzeyine etki eden basınca eşit olduğu an, sıvı kaynamaya başlar. Kaynama sırasında sıvının sıcaklığı değişmez.
Kaynama Sıcaklığı
Sabit atmosfer basıncı altında bütün sıvı maddelerin, sıvı halden gaz hale geçtiği sabit bir sıcaklık değeri vardır. Bu sıcaklık değerine kaynama noktası denir. Kaynama sıcaklığı maddeler için ayırt edici bir özelliktir.
Buharlaşma Isısı
Kaynama noktasına gelmiş 1 gram sıvı maddenin tamamının aynı sıcaklıkta gaz haline gelmesi için verilmesi gereken ısıya buharlaşma ısısı denir. Buharlaşma ısısı Lb ile gösterilir. Kaynama sıcaklığındaki m gramlık maddeyi gaz haline getirmek için verilmesi gereken ısı miktarı
Q=m.Lb
bağıntısı ile bulunur. Suyun buharlaşma ısısı
Lb = 540 cal/g dır. Buharlaşma ısısı maddeler için ayırt edici bir özelliktir.
Gaz halindeki bir maddenin ısı vererek sıvı hale geçmesine yoğunlaşma denir. Erime ve donmada olduğu gibi, yoğunlaşma da, kaynamanın tersidir. Dolayısıyla bir maddenin kaynama sıcaklığı ile yoğunlaşma sıcaklığı eşittir. Buharlaşma ısısı ile yoğunlaşma ısısı da eşittir.
- Kaynama ve yoğunlaşma anında maddenin sıcaklığı değişmez.
- Bir maddenin kaynama sıcaklığı ile yoğunlaşma ısısı eşittir
- Bir maddenin buharlaşma ısısı ile yoğunlaşma ısısı eşittir.
- Kaynama sıcaklığı ile buharlaşma ısıs ayırt edici özelliklerdendir.
Süblimleşme
Bazı katı maddeler ısıtılınca sıvı hâle geçmeden doğrudan gaz hâle geçerler. Bu olaya süblimleşme denir. Naftalin, ernet ve bazı koku yayan maddelerin zamanla azaldığı görülür. Fakat hiç sıvılaştığı görülmez. Bu tür maddelerde süblimleşme olur.
Kaynama ve Yoğunlaşmaya Etki Eden Faktörler
Yine erime ve donmada olduğu gibi, kaynama ve yoğunlaşmaya etki eden faktörler vardır. Basınç ve maddenin saflığının değiştirilmesi, kaynama sıcaklığını etkiler.
· Kaynama olayının gerçekleşmesi için, buhar basıncının atmosfer basıncına eşit olması gerekir. Atmosfer basıncı artarsa, ağzı açık kaptaki sıvının kaynaması zorlaşır. Atmosfer basıncının azalması ise kaynamayı kolaylaştırır. Dolayısıyla sıvı daha düşük sıcaklıkta kaynar.
Deniz düzeyinde 100 °C de kaynayan saf su, Ankara’da 96 °C de, Erzurum’da ise 94 °C de kaynar.
Düdüklü tencerede basıncın artmasıyla sıvının kaynama sıcaklığı artırılır, dolayısıyla yemekler daha çabuk pişer.
· Saf sıvı içine karıştırılan farklı maddeler sıvının saflığını bozar. Saflığı bozulan sıvının kaynama noktası değişir. Örneğin suyun içine tuz karıştırılırsa, kaynama noktası yükselir.
09 Kasım 2008 13:26 · Spinoza · 0 fav
· Etiketler
ders
,
eğitim
,
ingilizce
,
so
,
sıfat
,
that
,
öyle
so that-such that / öyle ...... ki
SO THAT – SUCH THAT
So – Sıfat -That : Öyle .............. ki : so ve that yapısının ortasına bahsettiğimiz özellik olan sıfat getirilerek yapılır.
Mary is so beautiful that every man likes her. – Mary öyle güzel ki her erkek ondan hoşlanır.
I am so tired that I cannot explain now. – Öyle yorgunum ki şu an açıklayamayacağım.
You are so important for me that I want to be with you rest of my life. - Benim için öyle değerlisin ki hayatımın kalanında seninle olmak istiyorum.
Such – Sıfat – İsim -That: Öyle .......................ki: such ve that yapısının ortasına bahsettiğimiz isim ve sıfat getirilerek yapılır.
It was such a good movie that I have watched it twice. – Öyle güzel bir film ki iki kere izledim.
He is such a successful employee that he earns much more than the others. – Öyle başarılı bir çalışan ki diğerlerinden çok daha fazla kazanıyor.
It is such and easy project that we can complete it in a day. - Öyle kolay bir projeki bir günde tamamlayabiliriz.
09 Kasım 2008 13:24 · Spinoza · 0 fav
· Etiketler
deneme
,
ders
,
eğitim
,
hikaye
,
ingilizce
,
keşke - ı wish ıf only
,
makale
,
tense
,
türkçe
,
ödev
Keşke - I wish / If only
KEŞKE CÜMLECİKLERİ – WISH/IF ONLY CLAUSES
Türkçede keşke diye ifade ettiğimiz cümleleri ingilizcede temel olarak wish veya if only cümleleri ile yaparız.
Bu yapı İngilizce’ de temel olarak üç ayrı zaman için üç ayrı şekilde kullanılır.
Şu an : Şu an için istediğimiz keşkelerimiz.
If only/I wish’ ten sonra geçmiş zaman yapısı (fiil2-didn’t) kullanılır.
I wish u studied you lessons. – Keşke derslerine çalışsan.
I wish it weren’t cold today. – Keşke bugün soğuk olmasa.
I wish the teacher didn’t ask questions. – Keşke öğretmen sorular sormasa.
If only I knew how to dance. – Keşke nasıl dans etmeyi bilsem.
Geçmiş: Geçmişe yönelik keşkelerimiz.
If only /wish’ ten sonra geçmiş zaman yapısı ( had-fiil3) kullanılır.
I wish I hadn’t argued with my mom yesterday. – Keşke dün annemle tartışmasaydım.
I wish you had not told all those lies. – Keşke tüm o yalanları söylemeseydin.
I wish he hadn’t been so drunk in the party. – Keşke partide bu kadar sarhoş olmasaydı.
If only you had learned english when you were at high school. – Keşke lisedeyken ingilizce öğrenseydin.
Bu örneklere baktığımızda keşke ile ifade ettiğimiz cümlenin gerçekleşme olasılığı olduğunu unutmayın.
Gelecek: Geleceğe yönelik keşkelerimiz.
If only/wish ‘ ten sonra would kullanılır. Bu yapı aynı zamanda memnuniyetsizlik bildirirken de kullanılır.
I wish u would hurry up! – Keşke acele etsen!
I wish you would also come tomorrow.- Keşke yarın sen de gelsen.
I wish they wouldn’t reject. – Keşke itiraz etmeseler.
If only he would admit. – Keşke kabul etse.
Yetenek: Yetenek ile ilgili keşkelerimiz.
If only/wish ‘ ten sonra could kullanılır.
I wish I could play tennis. - Keşke tenis oynayabilsem.
I wish he could understand me. – Keşke beni anlayabilse.
I wish I could speak english. – Keşke ingilizce konuşabilsem.
09 Kasım 2008 13:24 · Spinoza · 0 fav
· Etiketler
ders
,
eğitim
,
ingilizce
,
makale
,
school years
,
tense
,
türkçe
,
ödev
SCHOOL YEARS
Mustafa started school while his father was still alive. Ali Rıza Bey's desire was to send Mustafa to the newly-opened Şemsi Efendi school so that he would get a contemporary education although Zübeyde Hanım wanted him to attend a traditional school where mostly prayers and hymns were taught. This caused arguments inside the family and eventually a concensus was reached. Mustafa put on his brand new clothes , grabbed his embroidered bag with the Holy Koran inside and started the traditional school, following his mother's wish, with a traditional ceremony accompanied with prayers and hymns. However, just a few days later, he changed his mind and started Şemsi Efendi school.
In this way, he managed to make both Zübeyde Hanım and Ali Rıza Bey happy. Mustafa Kemal had to be indebted to his father for it was him who opened his son's path with modern and contemporary ideas. However, unfortunately Ali Rıza Bey would not be able to see the success of his son Mustafa "RISING OVER ANATOLIA LIKE THE SUN."
Ali Rıza Bey's death in the November of 1893 due to apparent economical inconveniences made it impossible for the remaining family members to live in Salonika. Thus, Zübeyde Hanım went to Rapla farm by Langaza near Salonika where her mother Ayşe Hanım's stepbrother Hüseyin Ağa was working as the steward. Hüseyin Ağa took good care of Zübeyde Hanım and the children but Mustafa did not want to stay in the farm for a long time.
HIS AMBITION WAS TO GET A GOOD EDUCATION AND BE A GREAT MAN
A decision was made to return to Salonika where Mustafa began to attend a secondary civil servant school. However, things were not fine. One day, he was severely punished by his teacher "Kaymak Hafız Efendi" for he had quarreled with one of his classmates. He was also in a continuous disagreement with one of the other teachers "Copur Hafız Nuri Efendi". All these events drove him to extreme furiosity and made him quit the school. This event was one of the milestones in his life. He made the decision to choose his real place: the Military.
09 Kasım 2008 12:17 · Spinoza · 0 fav
· Etiketler
deneme
,
ders
,
eğitim
,
hangi
,
hikaye
,
ingilizce
,
makale
,
tense
,
türkçe
,
what
,
which
,
ödev
Temelde “What” Türkçe’ deki ne sorusunun cevabıdır, “Which” ise hangi sorusunun. What soru kelimesi ne anlamında kullanılabildiği gibi hangi anlamında da kullanılır. Ancak bu kullanımında what kelimesini takiben bahsettiğimiz isim gelir.
What book do you like to read? – Hangi kitabı okumak istersin?
Aynı soruyu herhangi bir anlam değişikliği olmaksızın which ile de sorabiliriz.
Which book do you like to read? – Hangi kitabı okumak istersin?
Aralarındaki fark ise şudur: Sınırsız veya belirsiz sayıda bir ihtimalden bahsediyorsak what soru kelimesini, sınırlı sayıda seçenekten bahsediyorsak which soru kelimesini kullanırız.
Örneğin arkadaşlarınız dün bir film izledi ve sizin hangi film olduğu konusunda hiçbir fikriniz yoksa soruyu şöyle sorarsınız:
What movie did you watch yesterday? – Hangi filmi izlediniz?
Ama diyelim ki sizin yanınızda birkaç filmden bahsettilerse bu durumda aynı soruyu:
Which movie did you watch yesterday?- Hangi filmi izlediniz? şeklinde sorarsınız.
09 Kasım 2008 07:44 · Spinoza · 0 fav
· Etiketler
eğitim
,
tüketici haftası
,
tüketim
,
tüketim ile ilgili sözler
,
özel günler
,
şiir
15-21 MART TÜKETİCİYİ KORUMA HAFTASI (Hazırlayan: Ayşe Açıkalın-Uzman Öğretmen)
GİRİŞ:Yurdumuzda,15-21 mart arası Tüketiciyi Koruma Haftası olarak belirlenmiştir.Bu tarihler arasında öğrencilere tüketici olarak, haklarının neler olduğu ve gerektiği zaman bu haklarını korumak için neler yapabilecekleri,nerelere başvurabilecekleri hakkında bilgiler verilir.
TÜKETİCİ HAKLARININ ORTAYA ÇIKIŞI VE EVRENSEL TÜKETİCİ HAKLARI
Tüketim faaliyeti insanlığın doğuşu ile ile başlamıştır. Önceleri kendisi hem üreten hem de tüketen olan
tüketicinin korunması gereği pek hissedilmemiştir , ancak toplumda zaman içinde rollerin ayrılması, üreticilerin
özellikle ekonomik yönden güçlenmesi ve kısa sürede örgütlenmeye başlaması nedeni ile tüketiciler giderek mağdur olmuş ve tüketicinin korunması kavramı gelişmeye başlamıştırr
TÜKETİCİ HAKLARI
Ülkemizin de taraf olduğu 1985 tarihli Birleşmiş Milletler Evrensel Tüketici Hakları Bildirgesine göre 9 adet temel ve evrensel tüketici hakkı vardır. Bunlar sırasıyla aşağıdaki gibi sıralanabilir.
Temel ihtiyaçların karşılanması hakkı: Barınma,ısınma, aydınlanma, içecek ve kullanacak su bulma,haberle şme, ulaşım tüketicilerin en temel ihtiyaçlarıdır.
Her tüketici, bu temel ihtiyaçların karşılanmasını talep edebilir.
Sağlık ve güvenlik hakkı: Satışa sunulan her türlü mal ve hizmetin insan yaşamı ve sağlığı açısından kullanıcısına zarar vermeyecek durumda olmasıdır.
Bilgi edinme hakkı; Tüketicinin mal ve hizmeti satın alırken doğru karar verebilmesinin sağlanması
için tüketicinin gerekli bilgilere ulaşabilmesi ve zararlı, yanıltıcı reklamdan, etiketten, ambalajdan
korunmasıdır.
Eğitilme hakkı: Tüketicinin hak ve çıkarlarını koruyabilmesi, tüketici bilincine sahip olması için
eğitim kurumlarında eğitilmesidir.
Zararların giderilmesi hakkı: Satın alınan mal veya hizmetten dolayı tüketicinin uğramış olduğu zararın giderilmesi, o mal veya hizmetin yeniden tüketiciye ulaştırılmasıdır.
Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı: Sağlık koşullarına uygun bir çevrenin oluşumunda ülke ve
doğal kaynakların doğru kullanımı ile çevrenin korunması, temiz ve sağlıklı bir şekilde gelecek
nesillere bırakılmasıdır.
Ekonomik çıkarların korunması hakkı:
Tüketiciye kıyaslama imkanı verecek çeşitte mal ve hizmetin en uygun fiyattan sunulması, satış sonrası her türlü teknik destek ve servisin tüketiciye ulaştırılmasıdır.
Seçme hakkı: Tüketicilerin çeşitli ürün ve hizmetlere istedikleri zaman ulaşabilmeleri
anlamındadır. Rekabetin tam olarak işlemediği pazarlarda devlet aksaklıların giderilmesi için
yapacağı düzenlemeler ile uygun kalite ve fiyatlarda mal ve hizmetlerin tüketicilere sunulmasını
sağlamalıdır.
Temsil edilme, Örgütlenme, Sesini duyurma hakkı: Yukarıda sayılan hakların elde kullanılabilmesi, tüketicilerin haklarını koruyabilmeleri, mağduriyetlerinin giderilmesinde bir araya gelerek güç birliği oluşturmaları ve hükümetlerin ekonomik ve siyasi politikaların da dikkate alınma ve kamu kurumlarında temsil edilebilmesidir.
KUSURLU MAL ALANLARIN HAKLARI NELERDİR?
Alışverişlerinizde:
l Satın aldığınız mallardan belirli standartları bekleme hakkına sahipsiniz.
l Aldığınız malda hiçbir ayıp olmamalıdır.
l Ambalajında , kılavuzunda yada reklamlarında belirtilen veya satıcının vaat ettiği özelliklere sahip olmalıdır.
l Herhangi bir malı satın alırken sözleşme yapmadıysanız,satıcı ile olan her türlü konuşmanız sözleşme sayılır.
Bir malı aldıktan sonra ayıplı olduğunu fark ederseniz; Satın aldığınız tarihten itibaren 15 gün içinde
Şunlardan birini yapma hakkına sahipsiniz.
l Ayıplı malın değiştirilmesini,
l Ödediğiniz bedelin iadesini,
l Ayıbın neden olduğu değer kaybının bedelden indirilmesini,
l Ücretsiz olarak tamirini talep edebilirsiniz.
Eğer malın ayıbı gizli ise veya hile ile gizlenmişse, hakkınız 2 yıldır.
Ayıplı bir maldan dolayı maddi veya manevi bir zarara uğramışsanız bu zararınızı,
Satıcı veya Üretici veya ithalatçı karşılamak zorundadır
Bir şikayetin çözümlenmesinde zorlanıyorsanız daha fazla çaba gösterin.
Size zorluk çıkaran veya yardımcı olmayan satıcıya, hakem heyetine gideceğinizi söylemeniz bile yeterli olabilecektir.
Haklı olduğunuza inanıyorsanız, hakkınızı aramak için size gösterilen tüm yollara başvurun.
Zira böyle bir durumda hakkınızı aramazsanız sadece sizin zarara uğramanız değil, aynı zamanda
tüketiciye saygılı olmayan satıcıyı
ödüllendirmek ve başkalarının da benzer zararlara uğramasına sebep
olmak anlamına gelir
TÜKETİCİ HAKLARINI KORUYAN KURUM VE KURULUŞLAR
.Satın aldığınız bir mal ayıplı veya arızalı çıktıysa ve bütün çabalara rağmen sorununuzu çözemediyseniz
şu kurumlara başvurabilirsiniz;
1-Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri
2- TC. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
3- Sanayi ve Ticaret İI Müdürlükleri
4-Tüketici Sorunlarına bakmakla
görevli mahkemeler
5- Bulunduğunuz yerdeki tüketicinin
korunmasına yönelik olarak faaliyet
gösteren dernek veya vakıflar
6-Etiket mecburiyetini uygulama
konusundaki şikayetler için
belediyeler
YURDUMUZDA TÜKETİCİYİ KORUMA FAALİYETLERİ
Tüketici hakları ve tüketicinin korunmasına yönelik gelişmelerin batılı ülkelerde son derece ilerlemiş
olduğu görülmektedir. Ancak ülkemizde bu konudaki girişimlerin son on yıl zarfında hareketlenme gösterdiği
gözlenmektedir (Demirel, 2004). Son yıllarda ülkemizde tüketicinin korunmasına yönelik yasal düzenlemelerde
hızlanma kaydedilirken, aynı amaca yönelik çok sayıda resmi, yarı resmi kurum ve kuruluş kimlik kazanırken,
bir çok sivil toplum örgütü de tüketici hakları ve tüketicinin korunmasına yönelik çeşitli faaliyetlere önderlik etmektedir.
TÜKETİM İLE İLGİLİ GÜZEL SÖZLER:
BİLİNÇSİZ,AMAÇSIZ,GEREKSİZ YAPTIĞINIZ HER HARCAMA VE TÜKETİM
DOĞA İNSAN DENGESİNİ BOZUYOR,ÇEVREYİ KİRLETİYOR VE
YAŞLI DÜNYAMIZIN SONUNU HIZLANDIRIYOR.
BİLİNÇLİ TÜKETİCİ OLMAK CİMRİ OLMAK DEĞİLDİR, GÜNÜMÜZDE BİR ZORUNLULUKTUR
09 Kasım 2008 07:41 · Spinoza · 0 fav
· Etiketler
eğitim
,
iklim
,
jeolojik devirler
,
oğrafya
,
türkiyenin dağları
,
yer yuvarlağı
,
yerin katmanları nedir
,
yeryüzü şekilleri
YER YUVARLAĞI
Yerin iç yapısı farklı özellikteki katmanlardan oluşur. Buna GEOSFER denir. Yerin iç yapısı hakkındaki bilgiler deprem dalgaları ve volkanlardan alınır. Yerin katmanları yoğunluğa göre ayrılır.
YERİN KATMANLARI
1. Litosfer (Taşküre)
* Kalınlığı kıtalarda çok, okyanuslarda incedir.
* Soğuma ile katılaşmıştır. (Eksen hareketleri)
* Yüzeyi iç ve dış kuvvetler ile şekillenmiştir.
* Her 33 m’de ısı 10C artar.
a) Sial (Kıtasal Kabuk):
* Yoğunluğu az
* Silisyum ve alüminyum içerir
b) Sima (Okyanusal Kabuk)
* Yoğunluğu siale göre çok
* Yırtılmış akımlarında sima yüzey denir.
2. Manto
* Yapısı hamurumsudur.
* Sıcaklık 10000C’dir.
* Deprem ve volkanlar enerjisini buradan alırlar.
* Sıcaklık, yoğunluk farkından dolayı dikey yönde konvektif akınlar vardır
* Yer hacminin %80’ini oluşturur.
3- Çekirdek
a) Dış Çekirdek
* Radyoaktivite yüksek
* Sıcaklık, yoğunluk ve mantodan çok
b) İç Çekirdek
* Yoğunluğu en fazladır
* Sıcaklık 3500-50000C
* Katıdır. Sebebi= Basınç
TAŞLAR
1. Volkanik (Püskürük, Katılışım)
Özelliği
* Volkanların soğuması sonucu oluşur
* Tanecikli yapısı vardır
* Serttir
* Fosil yok
a) Dış Püskürük
* Mağmanın yeryüzünde soğuması ile olur.
* Hızlı soğuduğundan ince taneciklidir.
B: Bozait A: Ardezit
T: Tüf O: Oksijen
b) İç Püskürük
* Mağmanın yer kabuğu tabakası arasında soğuması ile olur.
* Soğuması hızlı olduğundan iri taneciklidir.
G: Granit S: Syenit
G : Gabro D: Diyorid
2- Tortul Taşlar
Özelliği
* Oluşumunda dış kuvvetler etkili olmuştur.
* Tabakalı görünümü vardır
* Fosil içerir
* Geçirimli ve dirençsizdir
a) Fiziksel Tortullar: Fiziksel olarak ufalanan taşların kil ve birleşmesi ile olur.
* Kumtaşı, kiltaşı, miltaşı, çakıltaşı, konglamera, breş
b) Kimyasal Tortullar: Sular içindeki eriyik maddelerin çökelmesi sonucu oluşur.
* Sıcaklığın yüksek olduğu yerlerde oluşur.
* Kireçtaşı (kalker), alçıtaşı (jips), travarten, sarkıt/dikit, boksit, potasyum, fosfat.
c) Organik Tortullar: Çok miktardaki hayvansal ve bitkisel artıkların havasız ortamda katılaşmasıyla oluşur.
* Kömürler (Antrasit, taş kömürü, linyit, turboşist)
* Petrol
* Mercan kalkeri
* Tebeşir
3- Başkalaşım Taşları: Basınç ve sıcaklık etkisiyle, taşların yapısının değişmesi ile olur.
Anakaya Başkalaşmış
Kalker Mermer
Granit Gnays
Karbon Elmas
Kumtaşı Kuarsit
JEOLOJİK DEVİRLER
Esas alınan temel: Fosiller
Jeolojik Zamanlar
I. Zaman (PALOZOİK)
* Taş kömürü yatakları oluştu
* Kaledonyon hersinyan kıvrımları oluştu.
* Karalarda canlı hayat başladı.
TÜRKİYE’DE
* Yıldız Dağları temelleri oluştu.
* Saruhan Menteşe kütleleri oluştu.
* Konya-Kırşehir masifi oluştu.
* G.D. Anadolu Torosların temelleri oluştu
* Zonguldak çevresi oluştu.
II. Zaman (MEZOZOİK)
* Anakaya ikiye ayrıldı
* Tetis Denizi oluştu.
TÜRKİYE’DE
* I. Zaman karaları aşınarak sular altında kaldı
III. Zaman (NEOZOİK)
* Kıtalar bugünkü görünümünü kazandı
* Okyanuslar oluştu
* Şiddetli depremler ve yanardağlar oluştu
* Linyit-tuz-jips yatakları oluştu
* Alp-Himalaya kıvrımları oluştu
TÜRKİYE’DE
* Yurdumuz bugünkü görünümünü kazandı (Alp-Himalaya hareketleri)
* Toros D. / Kuzey Anadolu / Doğu Anadolu Böl. Kıvrım Dağları
* Batı Anadolu da Horst Dağları oluştu.
* Linyit, tuz ve jips yatakları oluştu.
IV. Zaman (ANTROPOZOİK)
* İlk insan
* İlk medeniyetler
* 4 kez iklim soğudu. Kutup Buzulları 500K enlemine kadar indi.
TÜRKİYE’DE
* İst-Çanakkale Boğazları
* Ege-Marmara Denizleri
* Karadeniz’in suları tuzlandı (çökmeden dolayı)
* Çukurova ve Ergene Havzası çöktü
SONUÇ : dünya kıtaları farklı zamanlarda farklı olaylarla oluştu. Bunun sonucunda karaların özellikleri farklılaştı.
ESKİ KARALARIN ÖZELLİĞİ (I-II İlkel Zaman)
1. Aşınarak yükseltileri azalmıştır.
2. Hidroelektrik potansiyeli azdır.
3. Fay ve kırık hat bulunmaz
4. Deprem ve volkanizma yok
5. Sıcak su kaynağı yok
6. Altın, gümüş, elmas, taş kömürü bakımından zengin
YENİ KARALARIN ÖZELLİĞİ
(III-IV. ZAMAN)
1. Yükseltisi fazla
2. Akarsu akışı hızlı
3. Hidroelektrik potansiyeli çok
4. Fay çok
5. Deprem, volkanlar sıkça görülür
6. Sıcak su kaynakları bulunur
7. Linyit, tuz, jips çok
İÇ KUVVETLER
İç Kuvvetlerin etkisiyle;
* Orojonez (dağ oluşumu)
* Eprogenez (kıta oluşumu)
* Volkanizma
* Deprem (seizma) oluşur.
07 Kasım 2008 20:27 · Spinoza · 0 fav
· Etiketler
coğrafya
,
eğitim
,
gürcistanın dünya üzerindeki yeri
,
iklim
,
nüfus
,
sıcaklık
,
türkiyenin dağları
,
yeryüzü şekilleri
Gürcistan'ın Dünya Üzerindeki Yeri :
Jeopolitik ve jeostratejik özelliklerinin bir gereği olarak, geçmişte olduğu gibi
günümüz dünyasında da önemli bir konuma sahip olan Kafkaslar Bölgesinde1
(Harita-1) yer alan 69.875 km2'lik yüzölçüme sahip Gürcistan, kuzeyinde Rusya
ı Federasyonu (RF) (Doğudan batıya : Dağıstan, Çeçenistan, İnguşya, Kuzey Osetya Alanya, Kabardey-Balkar, Karaçay-Çerkez Özerk Cumhuriyetleri), güneyde
Ermenistan ve Türkiye, doğuda Azerbaycan ve batıda Karadeniz ile çevrilidir.
(Harita-2)
Gürcistan coğrafi anlamda küçük olarak nitelendirilebilecek bir ülkedir Genellikle bu tip ülkelerin "gelişmesi" iç faktörlerden çok dış faktörlerin olumlu etkisi ile olabilmektedir. Gürcistan için olumlu bir dış faktör, komşu devletleri ile
1 Doğuda Hazar Denizi, batıda Karadeniz, güneyde Türkiye ve İran, kuzeyde Maniç Çukuru ile
çevrili. 470.000 km2 yüz ölçümlü ve 20 milyonluk nüfusuyla Kafkasya, Kuzey Kafkasya ve Güney
Kafkasya (Ruslara göre Transkafkasya. Kafkas - ötesi) olmak üzere iki bölgeden oluşmaktadır. Kuzey
Kafkasya. Abhazya'yı da içine alacak şekilde Kafkas sıradağlarından başlayarak Kuban ve Terek
nehirlerinin ötelerine kadar uzanmaktadır. Güney Kafkasya ise siyasi anlamda Gürcistan, Azerbaycan
ve Ermenistan'dan oluşmaktadır.
herhangi bir toprak anlaşmazlığı problemi bulunmamasıdır. Gürcistan'ın bulunduğu bölgede barışın tesis edilmesine çalışması ve komşuları ile ilişkilerini artırmak için gayret sarfetmesi kendi bölgesel çıkarlarının başında gelmektedir. Gürcistan, topraklarını ekonomik ilişkiler anlamında komşularının kullanımına sunmaya hazır
bir devlet görüntüsünü sunmaktadır.
Gürcistan, SSCB döneminden bu yana başkenti Tiflis'te, Kuzey Kafkas Özerk Bölge liderlerine/önde gelenlerine eğitim alma imkanı sunmuştur. Bu durum Kuzey Kafkas Halklarının liderleri tarafından Gürcistan'a sempatiyle bakılmasına ve Gürcistan'ı bir bakıma Kafkasların lideri gibi görmelerine yol açmıştır.2
Kuzey Kafkas Cumhuriyetleri ile Gürcistan'ın yüzölçümü kıyaslandığında, içlerinde en büyük cumhuriyet Gürcistan'dır. Kafkasların bir parçası olan Gürcistan; doğu batı yönünde Orta Asya'daki devletlere denizle bağlantı kurma imkanı sağlamaktadır. Yine, kuzey-güney istikametinde Büyük Kafkas Dağlarının3 orta
2 Revaz Gachechiladze (Tiflis Üniversitesi İnsan Coğrafyası Profesörü, 1998 yılından bu yana Gürcistan'ın İsrail Büyükelçisi), The Making Of The New Georgia : Developmeht Factors-PIuses And Minutcs. Caucasian Regional Stııdies. Washington, Vol.3, Issue l, 1998
3 Kafkasya bölgesinde doğu-batı istikametinde! uzanan iki sıradağ vardır. Bunlardan kuzeydeki Büyük Kafkaslar, güneydeki Küçük Kafkaslar olarak adlandırılmaktadır. Büyük Kafkas Dağlan Avrupa'yı
bölümünde4 yer alan Daryaj_geçidi Tiflis'e inen staretejik yolu denetim altında
tutmakta ve dolayısıyla jeopolitik/jeo-stratejik açılardan büyük önemi bulunmaktadır. Gürcistan'ın Karadeniz'e sahildar bir devlet olması, jeopolitik açıdan "karasal"6 sıkışmışlığın getireceği sıkıntılardan uzak kalmasını sağlamaktadır.
Kafkaslar soğuk savaş sonrasında jeopolitik konumu en fazla değişen bölgelerden biridir. Değişim, jeopolitik konumun güçlenmesi ve aynı oranda
"duyarlı" bir bölge haline gelmesi ile ilgilidir. Gürcistan'ın üzerinde kurulu olduğu bölge, stratejik coğrafi konumu nedeniyle yakın geçmişe kadar büyük güçlerin -Ruslar, Türkler ve Persler- egemenlikleri altına almak istedikleri mücadele alanlarından birisi olmuş, günümüzde de Kafkaslar'a, dolayısıyla Gürcistan'a yönelik olarak gizli-açık olarak sergilenen oyunlara sahne olmaktan uzak tutulması mümkün olamayacak hale gelmiştir. Gürcistan'ın önemli coğrafi pozisyonunun dışında, ülkeden geçen demir (Baku-Poti-Batum)7 ve kara yollan da Gürcistan'ın jeopolitiğini8 kuvvetlendirici etki yapmaktadır.9 Gürcistan'a, son dönemde jeopolitik
Asya'dan ayıran çizgi olarak kabul edilir. ("Avrupa". Gram] Master Genel Kültür Ansiklopedisi,
İstanbul, y.y., cilt l, 1987. s.89) Karadeniz'in kuzeybatısındaki Taman Yarımadası ile Hazar
Denizi'nin güneydoğusundaki Apşeron yarımadası arasında uzanan Büyük Kafkaslar, 110 km.
Uzunluğunda ve 32 ile 180 km. arasında değişen genişliğe sahip olup, en yüksek-dağı Albruz'un 5.629
m. ve 5.593 m. rakımlı iki zirvesi bulunmaktadır. Büyük Karkas Dağları başta Daryal olmak üzere,
Derbend. Avar vb. geçitlere sahiptir. Büyük Kafkaslar askeri harekat (kara) açısından büyük doğal
engellere yani Onnanlar (Çeçenistan) ve sarp dağlık araziye (Dağıstan) sahip olmasıyla ünlüdür ve
hala Rusları yıllardır oyalayan Çeçenlerin başarısında bu coğrafi yapının da oldukça etkili bir payı
bulunduğu söylenebilir. (Y.G.Yıldız. Harp Akademileri Ders Notlan. 1999)
4 Kuzey ve Güney Osetya Bölgeleri kasdedilinektedir. Aslında, Kafkaslar üzerinde üç geçit vardır:
Hazar Denizi sahil yolu. Karadeniz sahil yolu ile Daryal geçidi de denilen Nalçık-Tiflis yolu.
Bunlardan. Nalçık-Tiflis (Osetya sorunu nedeniyle Gürcistan'ın tam kontrolü bulunmaktadır )ile
Karadeniz sahil yollan (Bölgede Abhazlarla yaşanan sorunlar bu yolun güvenirliğini tehlikeye
düşüren bir etkiye sahiptir) ile doğrudan. Hazar Denizi sahil yolu ise dolaylı yoldan bağlantısı olması
Gürcistan'ın jeopolitik/jeostratejik önemini artırmaktadır. (Haydar Çakmak. 1989'dan Günümüze
Gürcistan, Trabzon. Karadeniz Teknik Üniversitesi Yay. 1998, s.30)
5.Kafkasya ve Türkistan, İstanbul, Harp Akademileri Yayınları, 1993, s, 1.
6 Denize çıkışı olmayan devletler arasında, uluslararası politika alanında etki kapasitesi bakımından önemli bir ülke bulmak zordur.
Gerek geçmişte gerekse günümüzde Gürcistan'ın Batum ve Poti limanlan Kafkas ülkeleri için
önemli bir kapı olmuştur. (Çakmak. 1989'dan Günümüze Gürcistan, s.31)
8 Jeopolitik terimini ilk defa kullanan İsveçli coğrafyacı, bir devlet açısından üç temel öğe sıralamakladır : a. Genişlik, b. Hareket serbestisi c. İçeride birlik ve beraberlik; Bu anlamda, dar bir coğrafi alanda kurulu, deniz çıkışı haricinde hareket serbestisi olmayan ve halihazırda içeride birlik ve
açıdan ''güçlenme" kartını kullanma olanağı veren esas konu petrol ve doğal gaz kaynaklarının dış pazarlara ulaştırılmasında, batıya gidiş güzergahında bulunmasıdır. Gürcistan Orta Asya'nın sadece petrol değil, Türkistan10 bölgesinin büyük ihtiyacı olan denizlere açılma zorunluluğunu karşılayabilecek, Hazar Denizi'nden batıya
doğru en yakın/kısa istikamet üzerindedir.11
Bu bağlamda bakıldığında, Türkiye, soğuk savaş sonrasında, boğazlar ve
Karadeniz vasıtasıyla Gürcistan üzerinden Kafkasları aşma ve Orta Asya'ya ulaşma
imkanını elde etmiştir. Ayrıca, Kafkasya, Anadolu coğrafyasının da bir uzantısı ve
tamamlayıcısıdır. Gürcistan, kuzey ve güneyinde yer alan Büyük ve Küçük Kafkas
dağlan arasında doğu-batı istikametinde uzanan düz arazisiyle, Anadolu'nun doğu ile
bağlantısını sağlayacak en uygun mihverdir. Bu mihver üzerinde ulaşımı sağlayacak
demir ve kara yolları mevcut olup, petrol ve doğal gaz akışının da buradan yapılarak,
Anadolu üzerinden batı pazarlarına ulaştırılması mümkündür.
"Kafkasya'da yaşanan sorunlar bütün Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenlik
istikrarını olumsuz yönde etkileyebilir."12 Günümüzde Kafkasya'nın hala
"oturamamanın" yarattığı sorunlarla boğuşmak durumunda olduğu dikkate alınırsa,
bu durumun yarattığı sancıların dünyanın bir çok yerinde ve dolayısıyla Kafkasların bir parçası durumunda olan Gürcistan'da da hissedileceği açıktır. Gürcistan,
Ermenistan ve Nahcivan vasıtasıyla Azerbaycan ile doğrudan ortak sınırlara sahip olan Türkiye'nin, aynı zamanda, Kuzey Kafkasya'da yaşayan ve etnik kökeni Türk
beraberliği sağlamakla bir takım problemleri bulunan Gürcistan'ın jeopolitik bir güç olmasından
bahsetmek güçtür. Ne var ki. Gürcistan'ın dünya üzerinde bulunduğu mevkii, dünyanın "yükselen
yıldı/r durumundaki Orta Asya/Hazar bölgelerine yakın bir noktadadır ve bu bölgelerin batıya açılan
çıkış kapısı durumundadır.
9 Çakmak. 1989'dan Günümüze Gürcistan, s.32.
10 Kazakistan. Kırgızistan. Özbekistan ve Türkmenistan topraklarının bulunduğu bölge geçmişte bu
adla adlandırılmıştır.
11 Kırgızistan Devlet Başkanı Askar Akayev. Türkistan'ı, Rusya ile İran ve Hindistan'ı bağlayan bölge olarak niteliyor. Çin'e açılan kapısının Kırgızistan, Avrupaya açılanın ise Gürcistan olduğunu söylüyor. (Ferai Tınç, "Türkiye Orta Asya'dan: Siliniyor", Hürriyet Gazetesi, 30 Nisan 2000, s.17)
12 Türkiye'nin 9 ucu Cumhurbaşkanı S.Demirel'in Kafkas Paktı önerisini yaptığı 19 Ocak tarihli mektubu.
olan Müslüman topluluklar ile geçmişten günümüze kadar uzanan j münasebetleri bulunmaktadır. Güney Kafkasya'yı teşkil eden ülkelerin bağımsızlığı Ve gelecekteki güvenliği, Kuzey Kafkasya ile politik olduğu kadar ekonomik yönden de sıkı sıkıya bağlantılıdır. Güney Kafkasya, haklı olarak barış ve refaha ulaşmak isteyen kırılgan
i
ve hassas bir bölgedir.13 Kafkasya'nın herhangi büyük bir gücün hegemonyası altında bulunmaması Türkiye'nin güvenliği ve bölgeye yönelik politikalarını gerçekleştirmesi açısından büyük bir önem taşımaktadır. Bu kapsamda, Türkiye tarafından Rusya ile doğrudan teması ortadan kaldıran doğal bir j tampon bölge oluşumu ile Rusya'ya karşı kendi güvenlik ağını pekiştirmek, bölgenin doğal kaynaklarından ve ticaret kapasitesinden yararlanmak, bölgedeki Türkiye'ye
"yakınlık hisleri" taşıyan toplumlar ve Orta Asya Türk Devletleri ile ana bağlantı
mihverinin oluşturulması vb. hususlar izlenecek politikalarda temel alınabilir.
Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından ortaya çıkan "yakın temas" olasılığının ortaya çıkması neticesinde, Türk dış politikasının gündeminde ağırlıklı olarak yer tutmaya başlayan Kafkasya ve Orta Asya ülkelerinin çoğunluğunun Türk kökenli14 oluşu, Türkiye ile bu ülkeler arasında dilsel, dinsel ve kültürel yakınlığın
i |
bulunması, Türkiye'nin bu ülkelerle yakından ilgilenmesine yol açmıştır. Bu nedenle
bu ülkeleri uluslar arası toplum içinde ilk tanıyan, bu ülkelerde ilk büyükelçilik açan
ve uluslararası platformlarda sözcülüklerini üstlenen ülke hep Türkiye olmuştur.
Orta Asya'daki Türkî Cumhuriyetlerin en büyük sorunu denizlere ulaşmaktadır. Bu ülkeler, dünya üzerinde elde edecekleri muhtemel politik, ekonomik ve askeri güce dayanarak, denizlere açılma isteklerini, Hazar Denizi ve Kafkaslar ama özellikle Gürcistan üzerinden Karadeniz'e olacak şekilde bir strateji izlemek durumunu
13 Fransa Cumhurbaşkanı J.Chirac'ın "Kafkas Barış Atağı" ile ilgili Sn. S.Demirel'e 4 Şubat 2000
tarihli cevabi mektubu.
Kafkasya'nın genetik kökenlerini ve/veya: linguistik açıdan ortak özelliklerini beş değişik grup
belirlemektedir: Dağıstanlılar, Veynaklar. Osetler. Abhaz-Adigeler ve Türk kökenli halklar. (Gökalp
Yıldız, Kafkaslar, Orta Doğu ve Avrasya Perspektifinde Türkiye'nin Önemi Sempozyumu,
İstanbul. Harp Akademileri Yay. 1998. s. 104) Türk kökenli halklar olarak, Güney Kafkasya'da
Azeriler: Kuzey Kafkasya'da Kumuklar. Karaçaylar Balkarlar ve Nogaylar sayılmaktadır. (Prof.Dr.
Nadir Devlet. Kafkaslar, Orta Doğu ve Avrasya Perspektifinde Türkiye'nin Önemi
Sempozyumu, İstanbul, Harp Akademileri Yay. 1998. s. 191) j
seçebilirler. Bu gerekçe ile söz konusu devletler, gittikçe artan ölçüde Kafkasya'daki gelişmelerin seyri ile ilgilenmeyi düşünmektedirler.
Müslüman Cumhuriyetler ve Azerbaycan ile ortak etnik ve kültürel yapıya ve dil
i
birliğine sahip olan Türkiye, sadece' Avrasya'daki yeni Türk dünyasının potansiyel bir lideri olarak ortaya çıkmamış, aynı zamanda bu cumhuriyetler ile batı arasında "köprü" vazifesini yerine getirebilecek bir konuma sahip olmuştur. Öte yandan İran, Türkiye ve Batı dünyasının aleyhine olacak şekilde bu halklarla sahip olduğu ortak
kültür ve önüne çıkan ticari fırsatları kullanma yolunu seçmiştir. Rusya ise, güney
kanadı boyunca uzanan bu cumhuriyetler üzerinde, bir "etki alanı" 15 oluşturarak
diğer tüm güçlerin "dışarıda" bırakılmasını sağlayacak politikaları devreye sokacak
şekilde bir stratejiyi devreye koymayı benimsemiştir.
Kafkasya'ya yönelik olarak Moskova ve Tahran'ın izlediği politikalar, Ankara'nın politikaları (özellikle bölge üzerinde söz sahibi olmak ve bölgenin sağladığı ticari olanaklardan olabildiğince. fazla pay almak) ile kesişmektedir. Bununla beraber, Türkiye, Rusya gibi Kafkasları arka bahçesi görmek yerine,
doğuya açılımında kullanabileceği bir giriş kapısı olarak değerlendirebilir. Türkiye
tarafından Güney Kafkasya'ya yönelik izlenecek politikalarda temel alınacak strateji;
ABD, Almanya, Fransa ve Ukrayna gibi ülkelerin menfaatleri de dikkate alınarak belirlenmeli ve kararlı olarak uygulanmalıdır.
ABD, Kafkasya ve Orta Asya'ya yönelik bölgesel politikalarında Türkiye ile ortak hareket etmeyi kendi bölgesel çıkarları açısından gerekli görebilir.16 Esasen
15 Mıcheal P. Croissant. Cynthia M Croissant, "The Caspian Sea Dispute: Azerbaijani Perspectives", Caucasian Regional Srudies, Washington. Vol.3. issue l.y.y. 1998
16 ABD için Avrupa'ya açılan kapı olan Türkiye, aynı zamanda. NATO 'nun güvenlik alam ile ABD'nin etkisinin Kafkaslara uzanmasını ve Orta Asya'ya yansımasını sağlıyor. Brzezinski Büyük Satranç Tahtası" adlı kitabında. Kremlin eski Sovyetler Birliği'nin kapsadığı tüm topraklan yeniden egemenliği altına almak istediğini belirterek, Moskova'nın oluşturduğu bu tehdide karşı Türkiye'nin stratejik işlevini şu şekilde tanımlıyor : "Türkiye. Karadeniz Bölgesi'ni stabilize eder. Karadeniz'in Akdeniz'e çıkışım kontrol altında tutar. Kafkaslarda Rusya'yı dengeler. NATO'nun güney ayağı olarak hizmet eder. İstikrarsız bir Türkiye. Rusya'nın bağımsız Kafkas Devletleri üzerinde yeniden kontrolü ele geçirmesinin önüne geçemeyebilir."... (Şükrü ELEKDAĞ, 21 nci Asırda ABD Stratejisi ve Türkiye". Milliyet Gazetesi. 22 Kasım 1999. s.19)
Rusya Federasyonu'da muhtemel böyle bir birlikteliğin varlığını çeşitli platformlarda ifade etmekten
geri kalmamaktadır.17 ABD'nin genel Kafkas politikası izlendiğinde, özellikle
jeo-ekonomik bağlamda, ABD 16 ncı yy.a kadar etkili bir şekilde o zamanın dünya ticaret hayatında yer alan "ipek yolu" projesinin yeniden realize edilmesinden
yanadır. Kafkaslar ve Orta Asya'nın paha biçilemeyen zengin petrol ve doğal gaz rezervlerinin yeni bir ipek yolu oluşumuna yol açacağı ve bu bölgelere ekonomik
canlılık getireceği hesaplanmaktadır. Söz konusu ipek yolu, Çin, Rusya, Orta Asya
ve Hazar Bölgeleri ile Batı Avrupa'yı birbirine bağlayarak başta ABD şirketleri olmak üzere yatırımcılara yeni iş ve istihdam olanakları yaratacaktır. Bu açıdan ABD, bölgenin ekonomik bağımsızlığına kavuşmasını sağlayacak ipek yolu projesine, her şeyden önce kendi ülke çıkarları açısından önem vermektedir.
Buna rağmen, Bush yönetimi halihazırda Orta Asya ve Kafkasya'da bulunan ülkelerin başkentleri ile kurduğu yakın temaslarda bölgeye yönelik kesin bir eylem
planı sunma stratejik yaklaşımını göstermediğinden, oluşan boşluk başta Rusya
olmak üzere diğer ülkelerin işine gelmektedir.18
Türkiye'nin gündemine de bir zamanlar oturan ipek yolu projesinin hayata geçirilmesi, Gürcistan ve Türkiye'nin bu güzergahta etkin bin köprü olarak kullanılmasını sağlayacağından büyük önem arz etmektedir. Böylelikle, Gürcistan ve Azerbaycan gibi BDT üyesi devletlerin egemenliklerinin güvence altına alınmasını
sağlayacak etkenlerin bölgeye hakim kılınması sağlanacak, bölgede oluşacak
istikrarlı ortam ile "ekonomik gelişme" kaydedilecek ve Rusya'nın güneyinde
Amerika'ya sıcak bakan, batı normlarında yönetimlere sahip olan ülke
yönetimlerinin söz sahibi olmasını beraberinde getirebilecektir. Muhtemeldir ki bu
i durum, halen RF nüfuz ve tesiri altında bulunan Gürcistan ile İlişkilerin Türkiye için
daha verimli ve yararlı olmasını sağlayacaktır.
17 Primakov Doktrini olarak bilinen doktrinin ikinci maddesinde; ABD ve Türkiye gibi vekillerinin
(bu sözcük Primakov'a ait) bölgede etkin olmamasının sağlanması gerektiği vurgulanmaktadır
(M.Atay, M.H.Caşin. "Rus Dış Politikası ve Ulusal güvenlik stratejileri", Strateji Dergisi, İstanbul,
y.y., 1996/4, s.9)
18 Ariel Cohen. "US policy in the Caucasus and Central Asia : Building a new "silk road" to economic
prosperity", Heritage Foundation Backgrounder, Washington, No. 1065, y.y., January 25, 1996.
Bu bölgede Türkiye'ye en büyük tehdidi oluşturabilecek ve izlenecek politikaları kısıtlayabilecek potansiyele sahip olduğu değerlendirilen Moskova'nın, Kafkasya
bölgesindeki çıkarları ve endişeleri jeopolitik19 ve ekonomik meseleler olmak üzere başlıca iki konuda yoğunlaşmaktadır. Askeri doktriniyle RF, çıkar arını tüm eski
Sovyetler Birliği topraklarıyla tanımladığını ilan etmiştir.
Buna göre, ülke savunması Rusya Federasyonunun mevcut sınırlarında değil,
Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra RF' ‘nun öncülüğünde Sovyetlerden bağımsızlığını ilan eden devletlerin oluşturduğu Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT)'nun sınırlarında başlamaktadır. Rusya'nın bölgeden çekilmesinin diğer ülkelerin RF'na nüfuz etmesini kolaylaştıracağı endişesini taşıyan Moskova'ya göre, BDT sınırlarının korunması, ülke sınırlarının korunmasını daha sorunsuz bir hale* getirecektir. Bu çerçevede, Kafkasya ve Orta Asya bölgeleri Rusya'nın savunma alanı içinde kalmakta ve RF tarafından güney sınırında bir tampon bölge, bir tür ileri
sınır olarak görülmektedir. Nitekim Rusya Başbakan Yardımcısı Mihail Kasyanov:
"Hazar bizim öncelikli ilgi alanımızdır. Bağımsız Devletler Topluluğu ile ilişkiler ise
dış politikamızın en önemli maddesidir." diyerek, Rusya'nın bölgeye yönelik.
politikasını net bir şekilde açıklamıştır.
Bu düşünceden hareketle olsa gerek, Rusya, Gürcistan'ın kurulmasını takiben
yaşadığı çatışma ortamından ve liderlik mücadelesinin ortaya çıkardığı istikrarsız
ortamdan istifade ederek, bölgedeki diğer ülkelere de yaptığı gibi, Gürcistan'da
askeri üsler kurmaktan ve özellikle Türkiye-Gürcistan sınırına Rus Şıpır Muhafızları
Birliklerini yerleştirmekten geri kalmamıştır.
SSCB'nin dağılması neticesinde, Güney Kafkasya ülkeleri ile Türkiye'nin
geliştirebileceği siyasi-askeri-ekonomik ilişkilerin önünde bir engel gibi duran Rus
j
varlığı, Türkiye'nin daha önce belirtilen bölgesel çıkarları aleyhine bir durumun
19 Kafkasya'nın Kuzey ve Güneyine geçişi denetleme, diğer Kafkas toplulukların n kendi aralarında
birleşmelerini engelleme ve Gürcistan üzerinde denetim kurma açısından en önemli stratejik konumda
olan Oset ülkesi. Rusya'nın vazgeçemeyeceği ve her zaman denetimde tutmak istediği bir ülke
olmuştur. i
ı!
oluşmasına neden olmaktadır. Gürcistan'ın özgür iradesi ile Türkiye'ye doğal yönelmesi hali hazırda mümkün gözükmemektedir. Mevcut Rus varlığı her ne kadar Gürcistan'ın istikrarına ve bir o kadar da istikrarsızlığına hizmet ediyorsa da, bu ülkenin yalnız Türkiye ile değil, "Batı Dünyası" ile de geliştirmesi muhtemel
ilişkilerine ket vurmaktadır.
Gürcistan, şu anki şartlarda Rusya'ya bağımlı görünmektedir. Kuzeyindeki Kafkas halkları ile kurabileceği ticari bağlantılar, Abhazya ve Güney Osetya sorunları neticesinde, bu bölgelere ulaşabileceği yolların tekrar Rus kontrolü altına
girmesine neden olduğundan, Rusya haricinde kuzey ile bağlantı kurması hemen hemen imkansız gibidir. Güneyinde yer alan Ermenistan ise Gürcistan'dan çok Rusya'ya yakınlığı ile tanınan ve ekonomik anlamda fakir sayılabilen bir ülkedir.
Azerbaycan ile kurulması muhtemel bağlantı petrol ve doğal gaz üzerine (kullanım
ve taşınması) olacağından, jeostratejik ve jeopolitik anlamda Gürcistan'a yeni
olanaklar sağlayabilecektir.
Dünya politikası içerisinde önemli bir yere sahip olmayı amaçlayan.Rusya'nın, Karadeniz'de sahip olduğu kıyı şeridi SSCB'nin dağılması neticesinde azalmıştır
Rusya'nın deniz gücünü geliştirmek ve bu gücünü açık denizlere taşıyacak her yolu kullanmak arzusunu taşıması doğal olarak kabul edilmelidir. Ancak, bu arzu kısmen Ukrayna ama en çok Gürcistan üzerinde bir baskı kurmasını da beraberinde getireceğinden, Türkiye-Rusya menfaat çatışmasına da sebep olabilecektir. Böyle bir durumda, Gürcistan adına koşullar iyileştiğinde, Rusya'nın Çarlık döneminden bu
yana açık bir şekilde sergilemekten çekinmediği "sıcak denizlere inmek" stratejisi/politikası sonucunda oluşan "baskı"dan en fazla etkilenmesi muhtemel ülkeler olan Ukrayna ve Gürcistan; Türkiye'nin 1950'lerde NATO'ya girerek
yaptığına benzer bir şekilde, doğal olarak kendi üzerlerindeki bu baskıyı atmak için
"ittifak" içinde hareket etmeleri sonucunu doğurabilir. :
Rusya'nın etki alanı içinde bulunan Gürcistan'ın jeopolitik konumu, bu ülkenin etki alanından çıksa bile bir başka emperyal devletin etki alanında kalmaya
zorlanmasını beraberinde getirebilecektir. Bu duruma engel olmak isteyecek bir
Gürcistan'ın öncelikle istikrarlı bir ekonomik, siyasi ve askeri yapıya kavuşması,
mevcut toplumsal sorunlarım çözmesi ve büyük güçler arasında kendi ulus-devlet
politikasını mümkün olduğunca bağımsız olarak uygulayabileceği bir güç
oluşturması gerekmektedir